Category Archives: ismailaga.info

Gazze’de 1.5 km ilerleyen İsrail siper kazıyor

Gazze’ye kara harekatının başlamasının ardından kuzey ve güney yönlerinde 1.5 kilometre ilerleyen İsrail ordusu, bu bölgelerde siper kazarak mevzilenmeye başladı.

GAZZE

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’ye kara harekatına başlaması emri vermesinden bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi’ndeki bazı bölgelerde mevzilenmeye başladı.

Gazze’nin kuzeyi

İsrail ordusunun, Cibaliya beldesi, Erez Sınır Kapısı, Beyt Lahya, Beyt Hanun ve çevrelerine ilerediği belirtiliyor. Söz konusu bölgeler tarım alanlarında konuşlanan askerlerin kum torbalarından siperler oluşturdukları ifade ediliyor.

Gazze’nin güneyi 

Yerel kaynaklar, Refah kentinin doğusundaki Şuke bölgesinde konuşlandığı ve askerlerin bir buçuk kilometre ilerlediği, Gazze havaalanının batısında konuşlandığı ve Refah Sınır Kapısı’nın 500 km uzağında bulundukları kaydediliyor. Görgü tanıkları bölge halkının göç ettiğini ileri sürüyor. Sufa Sınır Kapısı yakınlarına gelen askerlerin bölgede kazı işlemleri yaptığı belirtiyor. Ayrıca İsrail askerlerinin, Han Yunus kentindeki el-Karara, ez-Zenne bölgelerinde de ilerlediği aktarılıyor.

Filistinliler evlerini terkediyor

Öte yandan İsrail’in girdiği bölgelerde Filistinliler, evlerini terketmek zorunda kaldı. Gazze’nin kuzey ve güney bölgelerinde Filistinliler, evlerini terkederek güvenli bölgelere gitmeye başladı.

Refah ve Han Yunus’ta yaklaşık 6 bin kişi, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’na (UNRWA) bağlı okullarda toplandı.

Batı Şeria’da 12 Haziran’da kaybolan 3 Yahudi yerleşimcinin 18 gün sonra ölü bulunmasının ardından Filistinli genç Muhammed Ebu Hudayr, 2 Temmuz’da Yahudi yerleşimciler tarafından kaçırılmış ve yakılarak öldürülmüştü. İsrail, olayların ardından 7 Temmuz’da “Koruyucu Hat” adı altında Gazze’ye operasyon başlatmıştı.

İsrail Başbakanlık Sözcüsü Ofir Gendelman, dün Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, İsrailordusuna, Gazze’den İsrail’e uzanan tünellerin vurulması amacıyla kara harekatı başlatılması emrini verdiğini açıklamıştı.

Muhabir: Safiye Karabacak/Yaser Albanna/Zeynep Hilal Karyağdı

Bonzai felaketi Bonzai uyuşturucu

Bonzai’nin girmediği sokak neredeyse kalmadı. aileler tedirgin… bulaşanlar çaresiz… yetkililer ise sessiz!

Yapay gündemler ve fuzuli siyasi tartışmaların gerçek gündemleri gölgelediği Türkiye’de, “1 liralık ölüm” olarak adlandırılan Bonzai tehdidi günbegün büyüyor. Ailelerin çocuklarıyla gereği gibi ilgilenmeyişi bir yana, önlerine bir ideal konmayan gençlerin “rüzgarda sallanan yaprak” misali halleride bu belayı yaygınlaştırıyor. Yetkililerin etkili önlemler almayışı ve toplumu bilgilendirici faaliyetlerin olmayışı da, gençleri Bonzai belasına karşı tamamen savunmasız bırakıyor.

Ahmet YAVUZ

Türkiye yeni bir uyuşturucu çeşidiyle evlatlarını bir bir toprağa vererek tanıştı. Adı Bonzai. Uzmanlar bu uyuşturucunun eroinden çok daha zararlı olduğunu belirtiyor. 1 liraya satın alınabilecek kadar ucuza satılan bu uyuşturucuyu temin etmek çok kolay. Devlet olarak topyekün bir seferberlik ilan etmeden, altından kalkmanın mümkün görünmediği bu illet, genç bedenlerde meydana getirdiği tahribat nedeniyle, çoğunlukla ölüme sebebiyet veriyor. Gençler an be an bu illetin ağına takılırken, aileler tedirgin, bulaşanlar çaresiz, yetkililer ise ne yazık ki sessiz!

Emniyetin eli kolu bağlı

Resmi rakamlara göre 15-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 18.7’sinin işsiz ve amaçsız oluşu da, boşlukta bulunan bu gençlerin Bonzai belasına sürüklenmesine yol açıyor. Devlet yetkililerinin ve Emniyetin eli kolu bağlı bekleyişi de, çocukları bu belaya bulaşmış aileleri daha da perişan ediyor.

5 yıl sonrası ölüm

Bonzai, tamamen tarım ilacı içeren bir maddenin bir takım otlar ve sentetik maddeler ile birlikte karıştırılarak emzirilmesinden elde diliyor. Bu yüzden otopsilerde Bonzai maddesi çıkmıyor ve ölüm nedeni başka görünüyor. Kullananlar böbreklerde ve kalpte meydan getirdiği hasar nedeniyle ani ölümle karşılaşıyor. Uzmanlar Bonzai kullanımının 5’inci yılında ölümle sonuçlanacağını ifade ediyor.

Beklenen yasal değişiklik yapılmadı

Türkiye’de son aylarda neredeyse gün aşırı bir çocuk veya genç uyuşturucu belası bonzaiden hayatını kaybediyor. Öte yandan ise 1.5 aydan beri TBMM’de, taşeron işçilikten, Soma’ya, trafik cezalarından öğrenci borçlarına, belediyelerin çeşitli vakıf ve derneklere taşınmaz devrinden, SGK’ya onlarca alanı ilgilendiren bir Torba Kanun görüşülüyor. Ancak kolaylıkla temin edilmesi ve kullanılması ilkokul çağlarına kadar inen Bonzai belasına, Torba’dan hiçbir şey çıkmadı. Yeni Torba Yasa’da Bonzai ve uyuşturucu kullananlara verilen ceza 1 yıldan 2-5 yıla, uyuşturucu satıcılarına verilen ceza da 5-15 yıldan, 10-20 yıla çıkarılıyordu. Polis ekipleri bu yasal düzenlemenin Resmi Gazete’de yayınlanarak bir an önce yürürlüğe girmesini bekliyordu ama sonuç hüsran oldu.

Meclis’e 61 Madde olarak gelen ve 150 maddeye çıkan ve büyük tartışmalarla görüşmeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda devam eden Torba Kanunla ilgili Milli Gazete’ye açıklamalarda bulunan Komisyon Üyesi ve MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal, sorunun, toplumda yaşanan ve özellikle AKP döneminde son yıllarda artan ahlaki ve manevi yozlaşmanın sonucu olduğunu söyledi.

Bonzai, Akp Dönemi Ahlaki Yozlaşmasının Ürünü

Günal, “Çocuklarımızı okul sürecinde eğitemediğimiz için, manevi ortamdan uzaklaştıkları için, dinin sadece siyasete alet olarak görülmeye başlandığı için, gerçek dini ve ahlaki eğitimi alamadıkları için maalesef çocuklarımız bir boşluğa düşüyor. Bu ahlaki yozlaşma, AKP döneminin getirmiş olduğu en önemli sorunlardan birisidir. Ekonomik sorunları Allah’ın izniyle 2-3 senede çözülür. Yeni bir iktidar gelir. Ama öncelikli olarak ahlaki restorasyona ihtiyaç var.” Dedi.

Günal: Kanun Çare Olmaz, Ahlaki Restorasyon Şart

Günal, Plan Bütçedeki görüşmelerde birçok kanun ve düzenlemenin görüşüldüğünü ancak meselenin kanun yapılması olmadığını belirterek, bunun takibatının yapılmasının önemli olduğunu kaydetti. MHP Antalya Milletvekili Günal, “Sadece kanun çıkarmak çözüm değil. Bunun takip edilmesi, okulların ona göre düzenlenip denetlenmesi, idarecilerin eğitilmesi ve ailelere sahip çıkılması gerekir. Bir taraftan da ailelerin bilinçlendirilmesiyle sorun çözülebilir. Yoksa kanun yapmak hiçbir şeyi çözmez. Özünde eğitimdir, sonrasında da denetimdir bu işin temeli.” teşhisinde bulundu.

“Polisin bırakın bir bonzai suçlusunu, bir teröristi yakaladığı zaman bile bir süre sonra salıvertiliyor” diyen Günal, uyuşturucu satışı, dağıtımı, ve kullanımı ile ilgili cezaların yetersizliğine de dikkat çekti. Günal şunları söyledi: “Bunun temeli, eğitimdir, denetimdir. Uyuşturucu sorunu, yasal düzenleme boşluğundan kaynaklanmıyor. Uyuşturucuyla mücadele ile ilgili şu ana kadar birçok kanun ve düzenlemeler yapıldı. Ama önemli olan mücadeleyi sürdürebilmek. Bir taraftan da ahlaki restorasyonu gerçekleştirip, çocuklarımızı kötülüklerden korumak.”

Şeker: İktidar, bonzaiye neden internet yasağı koymuyor?

Bonzai adlı sentetik uyuşturucu hakkında soru önergesi veren ve Milli Gazete’ye açıklamalarda bulunan CHP Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker de,  uyuşturucu çeşitlerinin sosyal medya üzerinden rahatlıkla pazarlandığını ve açıkça bonzai reklamının, pazarlığının ve satışının yapıldığını belirterek, internet siteleri ve sosyal medya hesaplarıyla etkili mücadele verilememesine sert tepki gösterdi. TORBA Kanunda uyuşturucu cezaları ile ilgili hiçbir düzenleme olmamasını “Hükümetin önceliklere arasında bonzai yok. Ama muhalefet şunu yaptı diye pek çok internet sitesi kapatılabiliyor.” Diye eleştiren Şeker, “Oysa çocuklarımızın geleceğini karartan bu uyuşturucu ile ilgili TİB, internet sitelerini kapatmıyor. Efendim, bize şikayet gelmedi diyor. Kimden şikayet gelecek? Devletin istihbarat örgütleri var. Ama bu görevlerini yapmıyorlar. Bu durumda aklımıza şu soru geliyor. Bu uyuşturucuyu yurtdışından Türkiye’ye kimler getiriyor ve para kazanıyor. Ve bunlar, kimlerle irtibattalar?” diye sordu.

MHP’li Vekil Özensoy: İçişleri, okulların bonzai güvenliğini neden sağlamıyor?

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy da, evlatlarımızı çürüten ve ölüme götüren Bonzaj belası ile ilgili İçişleri ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na sert eleştirilerde bulundu. Özensoy, “Sokaklarda çocuklara torbacılık yaptırdıkları belirtilen satıcıların okul çevrelerini mesken tuttuğunu biliyoruz. İçişleri Bakanlığı, okul çevrelerinde yeterince güvenliği neden sağlamıyor?” diyerek Bakan Ala’yı sorun için aktif çalışma yapmaya çağırdı.

ZARARLARI SAYMAKLA BİTMİYOR

•    Mide bulantısı ve kusma
•    Hipertansiyon
•    Kalp ritmindeki dengesizlikler
•    Çevreye Karşı Algılarda Zayıflama
•    Kolay Yönlendirilebilme
•    Hayal Görme
•    Hareket Edememe
•    Bilinç Kaybı
•    Gözlerde Kızarma
•    Anksiyete
•    Panik Atak
•    Agresif Hareketler
•    Konuşma Güçlüğü
•    Olayları algılama problemi

İmsak Vakitlerinin Ayarlanmasında Yanlışlık Yok

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, imsak vaktinin hesaplanmasına ilişkin, “Diyanet İşleri Başkanlığımız hiçbir zaman yanlış bir bilgiyi toplumla paylaşmaz. Herkes, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığına güvensin” dedi.
İmsak Vakitlerinin Ayarlanmasında Yanlışlık Yok

Görmez, İl Müftülüğünün düzenlediği Hazreti Hasan Sempozyumu’na katılmak üzere Sivas’a geldi. Nuri Demirağ Havalimanı’nda Vali Yardımcısı Ömer Kalaylı ve İl Müftüsü Recep Şükrü Balkan tarafından karşılanan Görmez, daha sonra Sivas Valisi Alim Barut’u ziyaret etti. Ziyarette konuşan Görmez, Sivas’taki tüm vatandaşların ramazan ayını kutladı. Hazreti Hasan Sempozyumu’nu çok önemsediğini belirten Görmez, Hazreti Hasan’ın barışın ve birlikte yaşama ahlakının elçilerinden biri olduğunu ifade ederek, “Bu günlerde coğrafyamızın onun sesine ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Onun insanlığa miras bıraktığı sulh mesajlarına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Onun için Sivas’ta, Hazreti Hasan’ı bu sempozyumla ele almanın çok önemli olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

İMSAK VAKİTLERİNİN HESAPLANMASI
Görmez, bir gazetecinin, “Bazı vatandaşlar, sahura bir saat erken kalktıklarını iddia ediyor ve dolayısıyla gün uzun olduğu için bir saat fazla oruç tuttuklarını savunuyorlar. Bu konuya açıklık getirir misiniz?” sorusu üzerine, şunları söyledi: “Diyanet İşleri Başkanlığımızın Din İşleri Yüksek Kurulu diye bir kurulu var, 16 bilim adamından oluşur ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığında bulunan vakit hesaplama dairemiz ve orada çalışan astronomlarımız (gök bilimci) var. Ayrıca Din İşleri Yüksek Kurulumuz, Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bilimi hocalarıyla yıllardır birlikte çalışır. Bu hocalarımız, hem İslam fıkhının temel ilkelerini hem de astronomi ilminin verilerini dikkate alarak takvimlerini öyle yapar. Onun dışındaki tartışmalar, hem usul açısından hem esas bakımından hem bilgi ve bilgi ahlakı bakımından hem de bilimsel veriler açısından sorunludur. Dolayısıyla milletimizin kalbi bu noktada mutmain (inanmış) olsun. Diyanet İşleri Başkanlığımız hiçbir zaman yanlış bir bilgiyi toplumla paylaşmaz. Herkes, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığına güvensin. Etrafımızda bu kadar acı hadiseler yaşanırken, ramazan, bizi değiştirmeye gelir, bize her sene rahmet, bereket getirir. Ramazanın manevi iklimine gölge düşürecek şekilde, her sene böyle bir tartışma başlatmak doğru değildir.”

Uludağ Sözlük iğrenç ifadeler

Uludağ Sözlük adlı sitede yer alan ifadeler mide bulandırıyor. Burada açılan bir konu başlağında “hacca gidip arap kızıyla ..” ifadelerine yer verildi. Bu da yetmezmiş gibi bu mübarek Ramazan ayında inadına yaparmış gibi seviyesizce yorumlara yer verildi.

İşte O Rezil İfadelerden Bazıları

o kurak topraklarda yapılabilecek en iyi aktivitedir, esmer arap kızlarını yakından tanıyıp ülkeler arası ilişkiler güçlenir.
ucan fare 48.39   05.07.2014 16:42

fantezilerin sınır ve din tanımayacağını gösterir.
teoden 231.96 05.07.2014 16:43

aşiri esmerleri sevmediğim için yapmayacağim eylemdir.
vforvedatt 12.90 05.07.2014 16:43

hac parasını çöpe atmaktır. günahların sevaplarını götürür.
epoke 284.60 05.07.2014 16:44

… yıkamadıklarından dolayı yapmayacağımdır.

uludag1-001.jpg

İSLAM’I KADIN HAKLARI İLE VURMAYA ÇALIŞTILAR

Yine aynı sitede İslam dinini hoşgörüsüz ve kadınlara değer vermeyen bir din gibi göstermeye çalıştılar “islam dininin kadını bir mal gibi görmesi” adlı başlık altında bazı yorumcuların örneklerle karşı çıkmasına rağmen İslam düşmanları ağızlarına gelen hakareti savurdu. Tüm bu seviyesiz küfürlere karşı ise kimse dur demiyor.

uludag2-001.jpguludag3-001.jpg

Habervaktim.com

IŞİD Türkmen kenti Telafer’e saldırdı

IŞİD, Telafer’de daha önce yerel polis tarafından gözaltına alınan bazı teröristlerin serbest bırakılması talebine olumsuz karşılık verilmesi üzerine saldırıya geçti.

5 TÜRKMEN ÖLDÜ

IŞİD’in sabah saatlerinden itibaren ilçeye düzenlediği havan topu saldırılarında, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu belirtilen beş Türkmen öldü.

5 BİN YEREL POLİS SAVUNUYOR

Irak ordu birlikleri çekildiği için ilçeyi, sayıları 5 bin civarında olduğu öğrenilen yerel polis gücü savunuyor.

26 IŞİD TERÖRİSTİ ÖLDÜRÜLDÜ

Yerel polis gücü ile IŞİD teröristleri arasındaki çatışmalar ilçe merkezi dışında devam ediyor. Çatışmalarda 30 Türkmen yaralandı, 26 IŞİD teröristi ölü ele geçirildi. IŞİD militanlarının kuşattığı Telafer’e ulaşım sağlanamıyor.

Bu arada, Telafer’e 20 kilometre mesafede bulunan, Kürtlerin yaşadığı Sincar ilçesine konuşlanan peşmerge tetikte bekliyor.

BAŞBAKAN’DAN İLK AÇIKLAMA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkmenler’in yoğun yaşadığı Telafer’deki IŞİD’in kuşatmasıyla ilgili de endişeli olduğunu dile getirdi. Erdoğan, “Bugün son bir gelişme Telafer gelişmesidir. Telafer gelişmesi de hafife alınamaz bir gelişmedir. Malum Telafer’de Türkmenlerin ağırlıklı olduğu bir yapı var” dedi.

Erdoğan, “Döner dönmez yapacağımız toplantıda ne adımlar atacağız onun kararını alacağız” diye konuştu.

Paralel Cemaat Okullarında Skandal Sorular

Sabah gazetesinin haberine göre, devlet içindeki paralel yapılanmayı oluşturan Gülen cemaatinin sahip olduğu dershane ve okulları, kendilerine hizmet edecek kuşaklar yetiştirmek amacıyla kullandığı iddia edildi. Kocaeli’nde cemaatin sahibi olduğu Erkul Koleji’nde 8. sınıf öğrencilerine, ‘beyin yıkamak’ amacıyla Fethullah Gülen’le ilgili sorulardan oluşan sınav yapıldığı ortaya çıktı. Sınavdaki sorular Milli Eğitim müfredatının dışında bir alandan seçildi. Üstüne üstlük ‘tatil’ hediyeli olduğu söylenen sınavda öğrencilere Gülen’in “Gurbetteki Öğretmen” adlı kitabında yer alan bilgilere dayanan 50 soru soruldu. Gülen’in annesi, babası, dedesi ve babaannesinin adlarının sorulduğu sorularının yanı sıra “Peygamber efendimizi rüyasında görerek deprem sarsıntılarının devam etmeyeceğini Hocaefendi’nin dedesine haber veren kimdir?”, “Hocaefendi bir gece eve geç gelip de annesi niçin geç kaldığını sorduğunda ne cevap verir?” gibi birbirinden ilginç sorular da yer aldı.

YÜCE KİŞİ ALGISI
Küçük yaşta çocuklarda biat kültürünü yerleştirmek ve beynin yıkama amacı taşıyan sınav, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Bunların okullarından, dershanelerinden çocuklarınızı alın” sözlerindeki haklılığını ortaya koydu. Din bilgisi derslerinde bile hiçbir peygamber hakkında bile bu kadar ayrıntılı sorular sorulmazken, paralel kolejin sınavındaki soruların, çocukların kafasında Fethullah Gülen’in yüce bir kişilik olduğu algısı yaratmaya yönelik olduğu açıkça görülüyor. İlginç sorulardan birinde ise öğrencilere Gülen’in talebe yetiştirmeyle neden ilgilendiği soruluyor. “Onun talebeyle meşgul olmasında tek maksadı nedir” şeklindeki sorunun altında yer alan cevap şıkları ise şöyle sıralanıyor: a) Nesle sahip çıkmak. b) Vali yetiştirmek. c) Talebenin iyi bir meslek sahibi olmasını sağlamak. d) Talebeyi ev bark sahibi yapmak.

İŞTE SORULARDAN BAZILARI

* Hocaefendi Amerika’ya hangi yılda gitmiştir?
* Gurbetteki Öğretmen kitabında Hocaefendi’yle birlikte resmi olan efsanevi futbolu   kimdir?
* Hocaefendi’nin dedesinin adı nedir?
* Hocaefendi’nin dedesinin dedesi Korucuk köyüne nereden gelip yerleşmiştir?
* Hocaefendi’nin annesinin adı nedir?
* Hocaefendi’nin babaannesinin adı nedir?
* Hocaefendi’nin babası hayvanlarını tarlasına götürmek için başka tarlalardan geçerken ağızlarını bağlamasının sebebi nedir?
* Hocaefendi’nin babasının adı nedir?
* Peygamber efendimizi rüyasında görerek deprem sarsıntılarının devam etmeyeceğini Hocaefendi’nin dedesine haber veren kimdir?
* Hocaefendi kaç yaşında Kuran-ı Kerim okumayı öğrenmiştir?
* Hocaefendi bir geçe eve geç gelip de annesi niçin geç kaldığını sorunca ne cevap verir?
* Hocaefendi ilk vaazını kaç yaşında verir?
* Hocaefendi Edirne’de ilk önce geçici olarak hangi camide görevlendirilir?
* Hocaefendi’nin askerde ilk görev yeri neresidir?
* Hocaefendi’nin bir dönem toprağa saçtığı tohumların çiçek açtığı, ileriki yıllarda bütün dünyaya yayılacak hizmetlerin başlangıcı hangi dönemdedir?
* Hocaefendi’nin 1993′te çok büyük üzüntü yaşamasına sebep olan olay hangisidir?
* Hocaefendi’nin ilkokuldaki öğretmeninin adı nedir?

19 YIL ÖNCE TERSİNİ SÖYLEMİŞ
Fethullah Gülen’in 22 Kasım 2013′te bir müridiyle yaptığı görüşmenin kaydı, geçen ay internete düşmüştü. Görüşmede, müritlerin “Bir de Efendimiz tweetleri ikiye katlayın, sosyal medyada. Öyle buyurmuş, beraber buyurmuşsunuz” sözlerine, Gülen, “Siz de öyle yapın inşallah. Ne buyuruyorsa” karşılığını veriyordu. Oysa ki Gülen, 1995 yılına ait “Yeni Mülahazalar” isimli vaaz kasetinde, bugünkünden tamamen farklı olarak bu rüyalardaki emirler yerine Kuran ve Sünnet’in emirlerin dikkate alınması gerektiğini anlatıyor. Gülen, “Efendimizden mesaj alsak bile ki günümüzde öyle bir tehlikeli çıkış da var, bence Kitap ve Sünnet ortadadır. Fukaha-i Kiram’ın safiyane içtihatları ortadadır, meselelerimizi bunlara dayandırarak hüküm çıkarmaya çalışacağız” diyor.

‘EĞİTİM SİSTEMİNDE YERİ YOK’
Eğitim Sen 1 No’lu Şube Başkanı Emrullah Aydın: “Eğitimde asıl amaç sorgulayabilmektir. Ancak bu tip eğitim veren kurumlara baktığımız zaman, itaat kültürü üzerine kurulu bir eğitim sistemi vardır. Bu şekilde eğitim verilmesi, tek kişi veya tek amaç üzerinde yoğunlaşması pedagojik bir olay değildir. Bu sınavın notları etkilemiş olması düşünülemez. Notlarını etkileyen bir sınavsa faciadır. Eğitim sektöründe yeri yok. Çocuklara, yeni bir idol oluşturulmaya çalışılıyor.”

Umre yolcularına menenjit aşısı uyarısı

Çağrı Büke, AA muhabirine yaptığı açıklamada, menenjitin yılın her döneminde görülebilecek bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ve çeşitli türlerinin bulunduğunu belirtti. 

İnsandan insana bulaşma olasılığı da olan menenjite özellikle Suudi Arabistan ve Orta Doğu ülkelerini ziyaret ettikten sonra Türkiye’ye dönenlerde rastladıklarını ifade eden Büke, “Umre veya hacca gidip menenjitle karşımıza gelen vakalar var. Ancak bu ülkelere seyahat etmemiş olan menenjit hastalarıyla da karşılaşabiliyoruz” dedi. 

Virüslerin menenjite neden olabileceğini aktaran Büke, Türkiye’de kronik menenjitin en büyük etkenlerinin de tüberküloz, brucella, kriptotok mantarı olduğunu, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda menenjitle daha sık karşılaştıklarını dile getirdi.

Aşının etkinliği için en az 10 gün süre gerekiyor

Suudi Arabistan ve Orta Doğu ülkelerine gidenler için menenjit aşısının çok önemli olduğunu kaydeden Çağrı Büke, umreye gitmeden en az 10 gün önce aşı olunması gerektiğini vurguladı.

Menenjit aşısının anında etki gösteren koruyuculuğunun olmadığına dikkati çeken Büke, “Aşı yapıldıktan sonra vücutta organizmalara karşı koruyucu maddeler oluşacaktır. Bu oluşum için de en az 10 güne ihtiyaç var. Sınır kapısından girmeden 1-2 gün önce aşılanmış olması kişiyi korumaz” dedi. 

Orta Doğu ülkelerinden gelenlerle birlikte Türkiye’de nadir görülen hastalıklarla karşılaşmaya başladıklarını söyleyen Çağrı Büke, şöyle konuştu:

“Kızamık, su çiçeği, menenjit gibi hastalıklar görüyoruz. Bu durum okul çağındaki çocuklarda aşılanma önerilerini de beraberinde getiriyor. Bazı firmaların ürettiği aşıların içinde farklı menenjit türlerine karşı koruma da görebiliyoruz. Eğer bir risk söz konusuysa menenjitten en iyi korunma yolu aşılamadır. Menenjitli hastalarla 6 saatten fazla aynı havayı soluyan kişilerin de antibiyotik kullanması gerekiyor.”

 Belirtileri ani ateş, bulantı, kusma

Hastalığın en sık görülen tipi olan meningokokun bakterilerin neden olduğu bir menenjit türü olduğunu söyleyen Çağrı Büke, hastalığın tedavisinde dakikaların bile büyük önem taşıdığını söyledi.

Akut menenjit tablosunda etken mikroorganizmayı aldıktan 2-3 gün sonra belirtilerin ortaya çıktığını anlatan Büke şöyle konuştu:

“Ani ateş, kusma, baş ağrısı, kusma zaman zaman bilinç kaybı bizi şüphelendirir. Meningokoksit menenjitler kanamalı döküntülere de sebep olabilir. Hastanın tablosu ağır olduğu için çok ciddi tedaviye rağmen yüksek ölüm oranıyla karşı karşıya kalabiliriz. Tedavideki gecikme de ölüm riskini yükseltecektir. Menenjit tanısını belden su alma işlemiyle elde edilen beyin omurilik sıvısını inceleyerek koyabiliriz. Menenjit şüphesi olan hastalar, hemen hastaneye yatırılmalı ve tedaviye başlanmalıdır.”

İzmir Halk Sağlığı Müdürlüğü ekipleri de Sağlık Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı ortaklığıyla menenjit aşısını hac ve umre yolcularına zorunlu olarak uyguladıklarını ancak birkaç gün içinde uygulanan aşının koruyucu olmayacağını, kutsal topraklara gitmek isteyenlere 10 gün önce aşı uyarısında bulunduklarını kaydetti. 

AA

Binali Yıldırım’dan İzmir’de şaşırtan çıkış

Binali Yıldırım'dan İzmir'de şaşırtan çıkışAKP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, 17 Mart Pazartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılacak yeni Adnan Menderes Havalimanı İç Hatlar Terminali’nde bir televizyon kanalının canlı yayın programına katıldı. İzmirlilerin rakısını içip balığını yerken burnunu tıkamak zorunda kalmaması için 10 yıldır temizlenemeyen körfezini temizleyeceğini belirten Yıldırım, “İzmir’e hizmet için yola çıktık. Bizim hedefimiz İzmir’i dünyaya açmak. İzmir’de başkan olduğum takdirde herkesin sızlandığı sorunları yok edeceğiz. Çözüm noktasında ilk olarak 35 projemizi, sonra da 1414 projemizi ortaya koyduk. 35 projenin 18′inin çoğu tamamlandı. Bizim için söz namustur, ‘Yapacağız’ dedik yaparız, mazeret sunmayız. 10 yıldır İzmir mesafe almadı, geriledi. Beceriksizliklerin üzeri birtakım mazeretlerle örtülmek isteniyor” diye konuştu.

“İSTANBUL DA İZMİR GİBİ. KİM NEYE KARIŞIYOR?”

CHP ve yerel yönetimler tarafından İzmir’in insanların yaşam tarzı ve bireysel özgürlüklerine AK Parti’nin müdahale edeceği algısının oluşturulmaya çalışıldığını iddia eden Yıldırım, şunları söyledi:

“Beceriksizliklerini örtmek için bunu çok iyi kullanıyor ama ideoloji karın doyurmuyor. İstanbul’da Nişantaşı, Beyoğlu, Çiçek Pasajı var. İstanbul’daki yaşam tarzının İzmir’den ne farkı var? Rakısını içme, balığını yeme, eğlenceye gitmede bir farkı var mı? Tekirdağ’da iki rakı fabrikası vardı, bizim dönemimizde şimdi 18 tane. Hizmet ortaya koyamayınca yapay gündem oluşturmakta çok mahirler. ‘Arsenik de içeriz, zehir de içeriz, AKP’ye oy vermeyiz’ diyorlar, böyle bir kampanya yapıyorlar. Bunun akılla izahı yok. Bu tamamen o anda oluşturulan psikolojik havanın sonucu.”

“RAKISINI İÇEN BURNUNU TIKAMAYACAK”

İzmirlilerin hayat tarzına karışma konusunun farklı yönde olacağını kaydeden Yıldırım, “Ben hayat tarzına karışacağım ama nasıl? İzmirlilerin daha iyi şartlarda yaşaması, Kordon’da rakısını içen, balığını yiyen hemşehrilerimin kokudan burnunu tutmaması için çalışacak, orayı tertemiz hale getireceğim. Öbür türlü karışmam söz konusu olmaz. Evimin içinde yapmadığım şeyi İzmir’e neden yapayım? Farklılıklar bizim zenginliğimiz. İzmir bu zenginliğin en belirgin olduğu yer. İzmir, birlikte yaşama kültürünü en iyi bilen şehir. İzmir’in kadınlarının öz güveni çok yüksek. İzmir’in çok artıları ve farklılıkları var” diye konuştu.

İzmir’e hükümetin haksızlık ettiği iddiaları ile ilgili soruya Yıldırım, “Siyaseti hep hizmet olarak gördüm. ‘O partili, bu partili, az oy verdi, çok oy verdi’ demem. Hizmet insanın hayatını kolaylaştırmak içindir. İzmirlilerin bizi sevmesi, bizim İzmirliyi sevmemiz notasında bir sorun yok. AK Parti ve CHP iki rakip parti, doğal olarak CHP İzmir’de elindeki belediyeleri kaybetmek istemiyor ama bunun için eli güçlü değil çünkü mevcut yönetimin 10 yılı geçmiş ama şehirdeki değişim olumlu yönde değil. İmar konusunda sınıfta kaldı. Altyapıda hiç mesafede alamadı. Çiğli’de hala çöp dağları var. Kronik sorunlar konuşuluyor ama adım atılmıyor. Bu da insanların moralini bozuyor. ‘Üçüncü dönem geldi, aynı şeyleri dinliyoruz’ diyorlar” yanıtını verdi.

KAYNAK: İHA

İsrail Gazze’ye yine saldırdı

İsrail ordusu, Gazze’de 7 noktayı havadan vurduğunu duyurdu.

GAZZE

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Gazze’de 7 noktanın,İsrail Hava Kuvvetleri tarafından vurulduğu bildirildi.

Açıklamada, İsrail ordu sözcüsü Yarbay Peter Lerner’in, “Dün Güney İsrail’de yaşayan vatandaşlarımızın güvenliği önemli ölçüde zarar gördü. Buna karşılık verdik, tehdidi bertaraf etmek ve büyümesini önlemek için bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu bizim için zorunluluktur ve sorumluluğu da Gazze’deki terörizmdir” sözlerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, dün geceden beri Gazze’den atılan roket sayısının 65 olduğu öne sürüldü.

Öte yandan Gazze Hükümeti Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, Gazze-Mısır tünellerini hedef alan saldırıda 1′i ağır, 3 kişinin yaralandığını bildirdi.

İslam dünyası harekete geçmeli

Hükümet Sözcüsü Gasin ise AA’ya yaptığı açıklamada, “Hükümetimiz, Mısır başta olmak üzere Arap ve Müslüman ülke yöneticileriyle iletişime geçti ve işgalci İsrail’in saldırılarını durdurmaları için harekete geçmelerini talep etti” diye konuştu.

Arap ülkelerinin Filistin’i ihmal ettiğini vurgulayan Gasin, “Bu durum dolayısıyla İsrail, Filistin’i yalnız bırakılmış, tecrit edilmiş görüyor” dedi.

Kasım 2012′de İsrail’in Gazze’ye yönelik 8 gün süren saldırısının ardından iki taraf arasında ateşkes sağlanmıştı.

İsrail devlet radyosu, İsrail’in Gazze sınırında bulunan Sderot, Netivot, Sdot Nagv ve Poet Negev kentlerine, en az 30 füzenin atıldığını duyurmuştu. Ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıların sorumluluğunu İslami Cihad Hareketinin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri üstlenmiş, bunun İsrail’in dün harekete mensup 3 kişiyi öldürmesine misilleme olarak yapıldığını açıklamıştı. İsrail Hava Kuvvetleri ise misilleme olarak dün akşam Gazze’deki 29 noktaya hava saldırısı düzenlemişti.

Muhabir: Moustafa Maged Haboosh / Hacer Bal

AA

Irak’ta şiddet olayları: 30 ölü

Enbar ve Diyala illerinde meydana gelen şiddet olaylarında 30 kişi öldü.

DİYALA

Orduya bağlı Ortak Operasyonlar Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, Sinai ve Mekali bölgelerinde düzenlenen operasyonlarda biri keskin nişancı 24 teröristin öldürüldüğü, silah yüklü bir aracın ele geçirildiği bildirildi.

İçişileri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) biri Suudi Arabistan uyruklu 2 liderinin operasyonlarda öldürüldüğü kaydedildi. Açıklamada, 2005 yılında Irak’a gelen Suudi Arabistan uyruklu Kemal el-Anzi’nin 130′dan fazla terör eylemi düzenlemekten sorumlu olduğu ifade edildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre Diyala’da Irak ordusundan istihbarat subayı Muhammed Hüseyin ile şoförü, kimliği belirlenemeyen kişilerin susturucu silahla araçlarına düzenlediği saldırıda hayatını kaybetti.

Ordunun Felluce ile Ramadi’de düzenlediği operasyonlarda ise 2 kişinin öldüğü, 6 kişinin de yaralandığı öğrenildi.

Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, daha önce yaptığı açıklamada Suudi Arabistan ve Katar’ı  “teröre destek vermekle” suçlamış, Suudi Arabistan ise söz konusu suçlamaları reddetmişti.

Maliki hükümetine yönelik protestolara verdiği destekle bilinen milletvekili Ahmed Alvani’nin 28 Aralık’ta Enbar’daki evine düzenlenen kanlı baskınla gözaltına alınması ve bölgede hükümet karşıtı gösterilerin düzenlendiği kampın dağıtılması, Felluce ve Ramadi kentleri başta olmak üzere birçok şehirde şiddet olaylarına yol açmıştı. Irak ordusu, bölgede yaşanan otorite boşluğundan yararlanarak etkinliğini artırdığı belirtilen IŞİD unsurlarına yönelik geniş çaplı operasyonlar düzenliyor.

Muhabir: Aref Yousef

AA