ismailaga hakkında

Rahmetin Sanal Alemdeki tecellisi

Hükümetin “sütü” bozuk çıktı

  Hükümetin süt projesi skandala dönüştü. Çocuklarınızı uzak tutmanızı tavsiye ediyoruz.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen bozuk süt zehirlenmelerinin en çarpıcı olana Adana’da kayıtlara geçti.

Süt dağıtım ihalesini kazanan firma Adana’daki öğrencilerin katili oluyordu. Zira çocuklara dağıtılan sütlerin üzerinde 2005 yılı ibaresi bulunuyordu.

SPİKER BİLE İNANAMADI
CNN Türk muhabiri Fatih Karaçalı skandalı canlı yayında aktardı. Karaçalı 200 öğrencinin 2005 yılına ait sütlerden zehirlendiğini söyledi.

Spiker duyduğuna inanmakta güçlük çekti ve 2005 yılı mı dedin diyerek bilgiyi teyit etti. Fatih Karaçalı da kendisinin süt kutularını gördüğünü söyleyerek şu bilgileri aktardı:

“Sütlerin üzerinde son kullanma tarihi 2005 yılına ait damgalar vardı. Üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın logosu var”.

AMBULANS YETMEDİ

Adana’da veliler zehirlenme vakasını öğrenince hastaneye akın etti. Veliler ile sağlık ekipleri arasında gerilim yaşandı. Ambulans yeterli olmadığı için doktor ve hemşireler okulu hastane haline getirerek, çocuklara burada müdahale etti.

internethaber.com

Obama: Abd güvenli, Afgan halkının artık bir geleceği var!

Afganistan’a sürpriz bir ziyaret yapan katil ABD’nin Başkanı Barack Obama, Kabil yakınlarındaki Bagram Hava Üssü’nde ABD askerleri ile bir araya geldi. Obama, askerlere yaptığı konuşmada, onların fedakarlıkları ile ABD’nin özgür ve güvenli olduğunu, Afgan halkının da artık bir geleceği bulunduğunu söyledi.

Obama, terör örgütü El Kaide’nin eski lideri Üsame Bin Ladin’in öldürülmesinin yıldönümünde Afganistan’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Sadece 6 saat boyuca Afganistan’da kalan Obama, Kabil’de Afgan lider Hamid Karzai ile bir araya geldi. Obama, Karzai ile ülkedeki NATO kuvvetlerinin 2014 yılında çekilmesini içeren antlaşmayı imzaladı. Yine iki lider Amerika ile Afganistan arasında stratejik ortaklık antlaşmasına da imza attı.

Obama, temasları çerçevesinde Kabil yakınlarındaki Bagram Hava Üssü’nde ABD askerleri ile bir araya geldi. Konuşmasında rahat hareketleri ile dikkat çeken Obama, askerlere moral verdi. Obama ayrıca Afganistan yönetimi ile yaptıkları anlaşma ile artık Afganistan’dan çekildiklerinin müjdesini verdi.

Obama, askerlere yaptığı konuşmada, onların fedakarlıkları ile ABD’nin özgür ve güvenli olduğunu, Afgan halkının da artık bir geleceği bulunduğunu söyledi. “Bu savaşı biz istemedik.” diyen Obama, El Kaide’yi Afganistan’dan dışarı attıklarını ifade etti. Obama, “Sadece El Kaide’yi Afganistan’dan dışarı atmakla kalmadık. Bir yıl önce de Üsama Bin Ladin’i adalet önüne getirmeyi başardık.” dedi. ABD Başkanı, bunun da her bir askerin kendi görevini yapması ile başardıklarını söyledi.

KKTC’de İmam ve Müezzinlerden Başbakanlık Önünde Eylem

KKTC’de Kamu Çalışanları Sendikası’na (Kamu-Sen) bağlı imam ve müezzinler, cübbe ve sarıklarıyla bugün Başbakanlık önünde eylem yaptı.

Din görevlilerinin Teşkilat ve Kadro Yasası’nın yeniden düzenlenmesi yönünde Başbakan İrsen Küçük ve Vakıflar Örgütü Yönetim Kurulu ile varılan mutabakata uyulmaması gerekçesiyle saat 10.00′da gerçekleştirilen eylemde, Kamu-Sen Genel Başkanı Mehmet Özkardaş basın açıklaması yaptı. Özkardaş, din görevlilerine ve sendikalarına verilen sözlerin yerine getirilmediğini savunarak, din görevlilerine yeni, çağdaş bir Teşkilat ve Kadro Yasası’nın yapılması yönünde varılan mutabakata uyulmadığını ileri sürdü.

Özkardaş, haftanın her günü, bayramlarda düzensiz olarak çalışan ancak ek mesai alamayan din görevlilerine “düzensiz mesai ödeneği” verilmesi yönündeki anlaşmalarının Vakıflar Örgütü Yönetim Kurulu Başkanı Işılay Arkan tarafından engellendiğini öne sürdü. Geçen hafta Başbakanlık önünde yapılan cübbeli sarıklı eylemden sonra bazı din görevlilerinin Işılay Arkan tarafından tek tek aranarak tehdit edildiğini savunan Özkardaş, “Yıllardır çalışan görevlilerden yeniden polis karakter belgesi ile sağlık kurulu

raporu getirmeleri istenerek, baskı ve mobbing uygulamaya başlamıştır” iddiasında bulundu. Özkardaş, bu tür davranışlarla din görevlilerinin yıldırılamayacağını kaydetti.

“HÜKÜMETİN UTANÇ TABLOSU”

“Din görevlilerinin cami temizlemesi, tuvalet temizlemesi, bahçe temizlemesi, Sayın Arkan’ı rahatsız etmiyor mu? Hangi kamu çalışanı çalıştığı iş yerinde temizlik yapıyor” diyen Özkardaş, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda herkes tatil yaparken din görevlilerinin işlerinin başında olduklarını, din görevlilerinin sadece haklarını istediklerini söyledi.

Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Özkardaş, din görevlilerinin talepleri yerine getirilene kadar her çarşamba Başbakanlık önünde eylem yapacaklarını

yineleyerek, “Bu hükümetin utanç tablosudur” dedi.

Din görevlilerinin çoğunun yüksek okul mezunu, master yapmış kişiler olduğunu savunan Özkardaş, ilkokul mezunu ve yüksek okul mezunu din görevlilerinin aynı maaşı aldığını, bunun bir adaletsizlik olduğu görüşünü dile getirdi.

Ellerinde “Mafyalara, Çetelere Var, Çalışanlara Yok”, “Biz de Babayız”, “Baskı Gördük, Fişlendik, Ama Yılmadık” pankartları taşıyan imam ve müezzinler, basın açıklaması sonrasında dağıldılar. – LEFKOŞA

Çin, Coca Cola fabrikasını kapattı

Coca Cola’yla ilgili skandallar bitmek bilmiyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı skandallarla sürekli gündeme gelen Coca Cola’nın son skandalı ise Çin’den. Skandal üzerine Çin, Coca Cola’nın Shanxi eyaletinde üretim yapan fabrikasını kapattı.

Firma, ülkede şubat ayında piyasaya sürülen 76 bin kasa kolaya yanlışlıkla dezenfektan klor maddesi karıştığını açıkladı. Çinli tüketicilerinden özür dileyen Coca Cola’nın Shanxi eyaletinde üretim yapan fabrikası kapatma cezası aldı.

Çin medyasında yer alan haberde Shanxi fabrikasında 3 Şubat günü yapılan boru yenileme tadilatında oluşan yanlışlık sonucu kola üretimi sırasında kullanılan su borularının içine klor karıştığı bildirildi. Haberde, 4-8 Şubat tarihleri arasında üretilen 121 bin 58 kasa koladan 76 bin 391 tanesinin piyasaya sürüldüğü kaydedilirken, geriye kalan 44 bin 667 kasa kolaya ise Shanxi eyaleti Kalite Denetim Departmanı tarafından el konulduğu aktarıldı. Haberlere göre klorlu kola üreten fabrikaya kapatılma cezası verildi.

 

Derbi heyecanından öldü

İşte bir Türkiye portresi. Suriye’de Müslümanlar katlediliyor, Gazze’de esaret her gün daha çileli hale geliyor, Irak, Afganistan’da Amerika ve Türk devletlerinde Çin Zulümleri ona keza… Bizim vatandaş derbi heyecanı ile yatıp kalkıyor ve o uğurda can veriyor. Yorumsuz…

Derbi heyecanı bir taraftarın(!) daha ölümüne neden oldu.

Muğla’nın Ortaca İlçesi’nde fanatik Galatasaray taraftarı olan Mustafa Ertuğrul,arkadaşlarıyla birlikte Fenebahçe ile Beşiktaş arasında oynanan karşılaşmayı izlerken bir anda fenalaştı.

Arkadaşlarının haber vermesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri kalp krizi geçiren Ertuğrul’u kalp masajıyla hayata döndürdü.

Kaldırıldığı Ortaca Devlet Hastanesi’nde bir kez daha kalbi duran Mustafa Ertuğrul tüm çabalara rağmen hayatını kaybetti.

Eşinden ayrı yaşayan 3 çocuk babası Ertuğrul’un ölümü yakınlarını yasa boğdu.

Otopsisi tamamlandıktan sonra cenazesi ailesine teslim edilen Mustafa Ertuğrul’un cenazesi düzenlenecek töreninin ardından Ekşiliyurt Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

GEÇEN HAFTA DA BİR TARAFTAR ÖLDÜ

Geçtiğimiz günlerde de Galatasaray-Fenerbahçe maçını tribünden izleyen sarı kırmızılı taraftar Fatih Çalışkan kalp krizi nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Azerbaycan’da ‘Yabancı Diziler’ Tamamen Yasaklandı

Azerbaycan’dan televizyon alanında çok önemli bir adım geldi. Ahlaksızlık ve kültür ithalinin önüne geçmek amacıyla yabancı dizileri yasakladı. Ülkemizde ise İslami geçinen kanalizasyonlarda bile Amerikan filmlerinden geçilmiyor.

Azerbaycan’da daha önce dublajlı yayınlanmasına izin verilen yabancı diziler tamamen yasaklandı. 1 Mayıs’ta başlayacak uygulama, daha çok Türk dizilerini etkiliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Azerbaycan rtük Başkanı Nuşirevan Meherremli, hiçbir yabancı dizininin televizyonlarda yayınlanmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Karara uymayan kanallara lisanslarının iptali dahil, her türlü yaptırımı uygulayacaklarını ifade eden Meherremli, yarından itibaren kurum çalışanlarının kanalların programlarını daha sık takip edeceklerinin altını çizdi.

Azerbaycan’da, ulusal yayın yapan 5 kanalda 13′ü Türk toplam 20 yabancı dizi yayınlanıyor. Türkiye’den sonra en çok ilgiyi Brezilya dizileri görüyor. Ülkede halen 7 Brezilya dizisi yayında.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden: TÜRKİYE İLE GURUR DUYUYORUZ

Başkan Barack Obama’nın kasım ayında tekrar seçilmesi için düzenlenen kampanyaya destek gecesinde ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Türkiye’nin dünya politikasındaki yerini değerlendirdiği konuşmasına 200’ü aşkın davetliden umduğu tepkiyi alamayınca kürsüde “Hepiniz inanılmaz donuk gözüküyorsunuz. Hayatımda konuşma yaptığım en donuk topluluksunuz. Sadece orada oturup bana gözlerinizi dikiyorsunuz. Bari beni seviyormuş gibi yapın” dedi.

   Cumhuriyetçi Parti’nin ve AB’nin Türkiye’ye mesafeli tavrını eleştiren Biden “Türkiye bizim en değerli, en gurur duyduğumuz müttefiklerimizden biri. Ortadoğu’da Türk liderliğini bekliyoruz” ifadeleriyle Türkiye’yi övdü.

Ergenekon’da büyük buluşma

1′inci ve 2′nci Ergenekon’un tek çatı altında toplanmasıyla, İlker Başbuğ, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Veli Küçük gibi isimler ilk duruşmada bir araya gelecek.

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un sanıkları arasında yer aldığı “İnternet Andıcı” dosyası 5 Mart’ta, 2′nci Ergenekon davası ile birleştirilmişti. 2′nci Ergenekon davası da önceki gün İstanbul 13′üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin aldığı kararla ana dosya olarak görülen 1′inci Ergenekon’la buluştu. Birleştirme kararıyla birlikte, daha önce farklı dosyalarda yargılanan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri gazeteci Mustafa Balbay ve Prof. Dr. Mehmet Haberal, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Emniyet Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün de aralarında yer aldığı 61′i tutuklu 256 sanık, tek dava çatısı altında toplandı. Örgütün yönetici ve alt kademelerinde gösterilenlerle, silahlı ve sivil (lobi) kanadında yer aldığı iddia edilenler, artık bir arada yargılanacak. Birleşme sonrası ilk duruşma 7 Mayıs’ta görülecek.

86 SANIKLA BAŞLADI

Ergenekon davası, 20 Ekim 2008′de 86 sanık ile başladı. Zaman içinde bu dava ile 7 dosya birleştirildi. Davada en son Veli Küçük ve Doğu Perinçek’in aralarında yer aldığı 29′u tutuklu 108 kişi yargılanıyordu. En son 12′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen TİKKO, PKK ve İBDA-C itirafçılarının yargılandığı 4 sanıklı Şile kazıları davasının birleşmesi konusunda iki mahkeme uzlaştı. 1′nci Ergenekon davası ile Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması, Hakan Saraylıoğlu cinayeti, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Davası, Alparslan Arslan’a glock temin edilmesi, Savcı Zekeriya Öz’e tehdit davası, Cumhuriyet gazetesine molotofkokteyli atılması ve Fener Rum Patriği Bartholomeos’a suikast iddiası davası birleştirilmişti.

BAŞLAMADAN BİRLEŞTİ

56 kişilik 2′nci Ergenekon iddianamesi ile 52 kişilik 3′üncü Ergenekon iddianamesi, davanın başında birleştirilerek, “2′nci Ergenekon Davası” adıyla görülmeye başlandı. İkinci Ergenekon davasının ilk duruşması 20 Temmuz 2009′da başladı.

İkincide birleşenler

İkinci Ergenekon davası şu dosyalarla birleştirildi: Sivas Ermeni cemaati lideri Minas Durmazgüler’e suikast planına ilişkin dosya. Aynı dosyaya ilişkin İbrahim Şahin ve Garip İrfan Torun hakkında açılan ikinci dosya. Avukat Yusuf Erikel ve yayıncı Hayri Bildik’in aralarında bulunduğu 8 sanıklı dosya. Başbuğ’un da sanıkları arasında yer aldığı 29 sanıklı “İnternet Andıcı”, “İrticayla Mücadele Eylem Planı” ve “İlker Başbuğ” olmak üzere 3 iddianameden oluşan bir dosya. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, emekli orgeneraller Şener Eruygur, Hurşit Tolon, İbrahim Şahin ve ona bağlı olduğu iddia edilen suikast timleri ile eski rektörler Faih Hilmioğlu, Mustafa Abbas Yurtkuran da bu davada yargılanıyordu. Doğu Perinçek’in oğlu Mehmet Perinçek’in yargılandığı dava, Oyak Güvenlik davası, OdaTV ve Poyrazköy davalarının da birleşitirilip birleştirilmeyeceği merak konusu.

SABAH

İranlı Komutan’dan Türkiye’ye ‘uyarı’!

İranlı komutan, Tuğgeneral Emir Ali Hacızade “NATO radarı Türkiye’dekiçocuklarısakat bırakabilir” uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, Malatya’daki NATO radar üssünden yayılan radyasyonun bölgedeki çocukları sakat bırakabileceğini iddia etti.

Fars ve Salam haber ajanslarının bildirdiğine göre, İranlı general, Türk halkının önümüzdeki dönemlerde NATO radar üssünün çocuk sağlığı için zararlılığına tanık olacağını öne sürdü. Hacızade, istasyondaki radyoaktif ışımanın, bir

dizihastalıklar ile kusurlu ve sakat çocukların doğmasına sebep olabileceğini savundu.

Tuğgeneral Hacızade, geçtiğimiz Kasım ayında, ABD veya İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini vurması halinde “ilk hedeflerinin Türkiye’deki radar üssü olacağı” tehdidinde bulunmuştu

 

İSRAİL AMERİKA’YI FENA SÖMÜRÜYOR

   Hani bir ineğin hem sütünden, hem etinden isitfade edersiniz ya, İsrail de Amerika’yı öyle kullanıyor. Sizde diyorsunuz ki Amerika çok büyük bir devlet. Bu nasıl büyük bir ülke ki, bir avuç yahudi iliklerine kadar sömürüyor!

   ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Alt Kurulu, İsrail’in alacağı kısa menzilli savunma füzeleri için 680 Milyon Dolarlık yardımı kabul etti.
“Demir Kubbe”
Geçtiğimiz hafta iki Cumhuriyetçi milletvekili tarafından hazırlanan tasarı İsrail’in “Demir Kubbe” dediği kısa ve orta menzilli füze saldırılarına karşı geliştirdiği füze savunma sistemini kapsıyor.
Bu kapsamda yapılacak yardımla savunma amaçlı kısa menzilli füze alınması planlanıyor.
Obama’nın Oyu Gerekli
Alt kurulda kabul edilen tasarının hayata geçirilebilmesi için önce Temsilciler Meclisi’nden ardından da ABD Başkanı Barrack Obama’dan onay alması gerekiyor.
Öte yandan Cumhuriyetçiler ise ABD Başkanı Barack Obama’yı, İsrail’e yeteri kadar destek vermemekle eleştiriyor.
Tasarı onay alırsa alırsa 680 milyon dolarlık yardım ABD bugüne kadar yaptığı en büyük silah yardımı olacak.
ABD 2010 yılında da İsrail’e 205 milyon dolarlık silah yardımı yapmıştı.

‘Bütün müslümanlar Kudüs’e gelsin’

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Kudüs’teki Filistin kimliğinin gün geçtikçe biraz daha silindiğini belirterek, Arap, Müslüman ve Hristiyanlara Kudüs’ü ziyaret çağrısı yaptı.

Ramallah’taki ofisinde çeşitli Arap ülkelerinden gelen gençlerden oluşan bir heyeti kabul eden Abbas, sonrasında yaptığı açıklamada, “Bütün Arap, Müslüman ve Hristiyanları Filistin’i ve Kudüs’ü ziyaret etmeye davet ediyoruz. Kudüs her geçen gün İsraillilerin işgali altında biraz daha yağmalanmaktadır. Buraya geldiğinizde Filistin’de yaşananları ve Filistin halkının maruz kaldığı sıkıntıları kendi gözlerinizle göreceksiniz.” diye konuştu.

İsrail hükümetinin Kudüs’teki Filistinli kimliğini silmeyi amaçladığını belirten Abbas, İsrail hükümetinin bu amacına ulaşmasını engellemek için birlik içerisinde olunması gerektiğini ifade etti.

“Kudüs’ü ziyaret” tartışmaları

Kudüs ziyareti tartışmaları konusunu da değerlendiren Abbas, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bugünlerde Kudüs’ü ziyaret noktasında bazı tartışmalar yaşanıyor. Bazıları Kudüs’ü ziyaretin haram olduğunu öne sürüyorlar. Ancak Kudüs’ü ziyaret etmenin Kuran’a ve sünnete göre haram olmadığı çok açıktır. Hatta Peygamberimiz Mescid-i Aksa’yı ziyareti teşvik etmiştir.”

Mısır Müftüsü Şeyh Ali Cuma’nın 2 hafta önce Kudüs’ü ziyaret etmesi tartışmalara neden olmuş, Arap dünyasının önde gelen din adamlarından Yusuf el Karadavi işgal altındaki Kudüs’ü ziyaretin haram olduğu yönünde fetva vermişti.

 

Parklar fuhuş yuvası oldu!

Bursa Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, park, bahçeler ve ormanlık alanlarda fuhuşun engellenmesini isteyen muhtarlara ilginç bir yanıt verdi

Bursa Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, bugün Merkez Yıldırım İlçesi’nde 67 muhtar ile ‘Huzur toplantısı’ düzenledi. Sorunları not alan Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya, muhtarların park, bahçe ve ormanlık alanlarda fuhuş yapılmasına karşı olan tepkilerini yanıtladı.

“KANIMA DOKUNUYOR”

Tarafların isteği olunca yasal olarak müdahale etmelerinin mümkün olmadığını belirten Emniyet Müdürü Kahya, “Dolaşmak için ben de evimden dışarı çıkınca, Kültürpark’ın her ağacın altında bir çift var, her çalının dibi yatak odası gibi. Her şey meydanda. Bunlar benim de kanıma dokunuyor. Ama iki taraf gönüllü olunca yapacak bir şey yok. Yasalar buna izin vermiyor. Biz kolluk kuvveti olarak sadece uyarıyoruz” diye konuştu.

SOKAKTA POLİS SAYISI ARTIYOR

Emniyet Müdürü Ali Osman Kahya , huzur ve güvenin daha da artması için polis merkez sayılarının azaltılarak burada görev yapan personelin sokaklara çıkarılacağını söyledi.

Kahya, “Herkes mahallesinde bir polis merkezi olmasını istiyor. Ancak biz öyle düşünmüyoruz. Her polis merkezinde 70 personel görevli, biz bu personeli sokakta değerlendireceğiz. Böylece asayişi daha iyi sağlamış olacağız” dedi.

Domuzun Boynuna Mücevher Takmak

Mehmet Şevket Eygi:

Muteber altı hadîs kitabından biri olan İbn Mâce’de, Resulullah Efendimizin (Salat ve selam olsun ona) şu hikmetli uyarısı yer almaktadır:

“İlim talebi (ilmi öğrenmek) her Müslümana farzdır. İlmi, ona layık olmayan kimseye öğretmek, domuzun boynuna mücevherler, inciler ve altınlar takmak gibidir.”

İlimlerin en önemlileri din, iman, Kur’an, Sünnet, Şeriat, İslam ahlakı ilimleridir.

İnsan hem dünyasını, hem de ahiretini bu ilimlerle kurtarır ve ebedî mutluluğa nail olur.

Her Müslümanın, kendisini kurtaracak kadar ilmihalini öğrenmesi farzdır.

İslam ilimleri İslam medreselerinde öğretilir, öğrenilir.

Medreselerde, bir ucu Resullerin Seyyidine ulaşan icazetlere sahip ulema, fukaha ve müderrisler ders okutur.

Medrese öğrencileri icazet aldıktan sonra din alimi, fakih, davetçi olur.

Resulullah Efendimiz, ilim öğrenmeye liyakati olmayanlara ilim öğretilmesini kötülemiş, domuzun boynuna mücevher, inci, altın bağlamak gibi görmüştür.

Bu uyarıyı anlamak kolaydır da, hayata geçirmek çok zordur.

Birkaç örnek vermek istiyorum. Dört kuşaktan beri hırsızlık, yankesicilik, soygun, kapkaç yapan sabıkalı bir ailenin zeki ve sempatik bir çocuğu var. Siz bu çocuğa çilingirlik ilmini ve sanatını öğretirseniz ne olur?

Ahlak ve karakteri düşük bir kimseye din ilimleri okutursanız, o bunu ileride para kazanmaya, zengin olmaya alet edecektir.

Din ilimleri said kimselere öğretilmelidir.

Şakilere din ilimleri öğretilirse onlar dini içten çökertir.

Seksomanyak bir kimseye hipnotizma ilmi öğretilirse ne yapar? Tuzağına düşürdüğü kadınları ve kızları uyutur ve onlara tecavüz eder.

Ahlakı, karakteri, biojenetik yapısı; cevheri, tahtası, kumaşı tarikat ve tasavvufa müsait olmayan bir kimseye maneviyat ilimleri öğretilir, tasavvuf kültürü verilirse ileride sahte şeyh, sahte derviş kesilirek Müslümanları aldatmasına yol açılmış olur.

Din, iman, Kur’an, Sünnet, Şeriat ilimleri dünyevî maksat ve niyetlerle öğrenilmez. Bu ilimler sadece Allah rızası için öğrenilir.

İlahiyat fakültesine gidecek, ilim öğrenecek, sonra bu ilimlerle tefsir yazacak, dinî külliyatlar hazırlayacak bu yolla zengin olacak… Ne kadar bâtıl bir niyettir bu.

Peki niyeti ne olmalı:

Ben din, iman, Kur’an, Sünnet ve Şeriat ilimlerini Allah için öğreneceğim. Sonra bu ilimlerle Allah rızası için İslama ve Ümmete hizmet edeceğim.

Gerçekten sâlih ve muhlis bir alim Allah rızası için büyük bir din kitabı yazdı ve bunu basan yayınevi ona yüklü telif ücreti ödedi… Bu parayı ne yapacaktır?

İmamı Gazalî, İmamı Rabbanî, Bediüzzaman gibi bir ihlas abidesiyse bu te’lif ücretinin tamamını sadaka olarak dağıtır.

İhlasının derecesi düşükse, ihtiyacına yetecek bir miktarını alır, gerisini tasadduk eder.

Ehl-i dünya ise tefsir yazar, hadîs kitabı hazırlar, fıkıh külliyatı tasnif eder ve kazandığı paralarla mal, mülk tapu edinir, zengin olur.

İlimlerini dünyaya, paraya, zenginliğe alet edenler, kazanç getirmeyecek konularda kitap, risale ve makale yazmazlar.

Ehl-i dünya alimlerinin hizmetleri paraya endekslidir. Para ve menfaat var, hizmet de var. Para yok, hizmet yok!

Paraya endeksli bir kısım kötü alimler zalim sultanlara yağcılık ve yalakalık yapar.

Bir İslam ülkesinde din, iman, Kur’an, Sünnet, Şeriat hizmetleri para ve zenginlik için yapılıyorsa, oradaki Müslümanlar başlarına toprak saçsın.

Resulullah Efendimiz davetini para ve menfaat için yapmadı.

Ashabı ve Sâlih Selefler de din ve iman hizmetlerini para için yapmadı.

On dört asırdan beri gerçek ve ihlaslı din alimleri, fakihler, müfessirler, muhaddisler, gerçek şeyhler, kâmil mürşidler para, menfaat, zenginlik karşılığında hizmet etmediler.

Ashabın, daha sonraki büyüklerin içinde zengin olanlar vardı ama onlar bu zenginliklerini din, iman, Kur’an hizmetlerini alet ederek elde etmemişlerdi. Mesela Ebû Hanife hazretleri kumaş ticareti yapıyordu.

Subaylık mesleğini seçen bir kimsenin zengin olma hayali ve niyeti bulunmamalıdır. Geçimi için bir maaş alır, o kadar…

Söz uzadı… Özetliyorum:

Din, iman, İslam, Kur’an, Sünnet, Şeriat, fıkıh, ahlak ilimleri ruhen ve mânen çok soylu, çok yüksek karakterli gençlere öğretilmelidir ki, onlar ileride dine hizmet etsinler, dini şahsî menfaat ve nüfuzları için istihdam etmesinler.

Yazımlın başındaki hadîs-i şerife dikkat etmeyen Müslüman bir toplum sürünmeye mahkumdur.

28 Şubat’ta 3. dalga

   28 Şubat soruşturmasında üçüncü dalga başladı. Muvazzaf ve emekli askerlere yönelik operasyonda 10′dan fazla gözaltı olduğu belirtiliyor. 28 Şubat operasyonunda üçüncü dalga için düğmeye basıldı.

   Saat 08.00′de başlayan operasyon muvazzaf ve emekli askerlere yönelik olarak yapılıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir’de bazı adreslerde aramalar var.

Operasyon kapsamında gözaltı sayısının 10′un üzerinde olduğu, sayının 15′i bulabileceği belirtiliyor.

Aralarında generallerin de olduğu 7 emekli asker hakkında gözaltı kararı olduğu ifade ediliyor. Gözaltı kararı olan emekli askerler arasında bir orgeneral ve bir korgeneral bulunuyor.

ORG. TÜRKERİ’NİN EVİNDE ARAMA

Emekli Orgeneral Fevzi Türkeri’nin evinde arama yapılıyor.

Gözaltılar, Batı Çalışma Grubu’na dahil olan isimlere yönelik soruşturma kapsamında gerçekleştiriliyor.

26 KİŞİ TUTUKLU

Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nin yürüttüğü soruşturmada ilk dalga 12 Nisan’da gerçekleşmiş, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir dahil 18 kişi tutuklanmıştı.

19 Nisan’daki ikinci dalgada da dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak dahil 8 kişi tutuklanmıştı.

İki dalga sonunda soruşturma kapsamında tutuklanan kişi sayısı 26′ya yükseldi.

Fethullah Gülen darbeye destek verdi mi?

   28 Şubat soruşturması derinleştikçe değişik çevrelerde bir tedirginlik hali oluşmaya başladı.

   Fethulalh Gülen Hocanın o zaman aldığı tavır, verdiği beyanatlar gerçekten de çok şaşırtıcı. Bu gün dik durmaktan, hesap sorulmasından bahsediyor olmasına rağmen o zaman “gitsinler” demiş, askerlerin daha demokrat olduklarından bahsetmişti.

    Şimdi 28 Şubat soruşturması derinleşince “Biz darbeyi desteklemedik, Erbakan’ı uyardık” açıklaması yapıyorlar.

   İslami çevrelerde çok değişik yorumlar yapılıyor. İşte onlardan bir tanesi:

  Gerçekten de 28 şubat darbesine destek vermişler miydi? Yorum sizin…

‘Erbakan Hoca’nın fabrikası’ satılıyor

Necmettin Erbakan tarafından 1956′da temeli atılan ve Türkiye’nin ilk dizel motor fabrikası olan Pancar Motor parça parça satılıyor.  İstanbul Bayrampaşa’da kurulu bulunduğu bölgede “Erbakan Hoca’nın fabrikası” olarak anılan Pancar Motor’un kapısına geçtiğimiz Ekim ayı sonunda kilit vuruldu. Pancar Kooperatiflerinin sahip olduğu fabrikanın Eskişehir’e taşınacağı söylentileri yayılmıştı.

Ancak aylarca kapalı kalan fabrikada alacaklılar devreye girdi ve fabrikadaki makineler üzerine haciz konuldu. Pancar Motor’da, Maliye’nin ve ürün tedarik eden çok sayıda şirket alacaklı konumda bulunuyor.

İLK SATIŞI SGK YAPTI

İlk icradan satışı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptığı anlaşıldı. SGK 1.2 milyon TL’lik alacağına karşılık 16 Nisan’da 1 milyon TL değerinde makine satışı yaptı.

Makinelerin bir bölümü üzerinde işçilerin aldırdığı haciz kararı bulunuyor. 85 kadar işçinin biriken 3.5 milyon TL dolayındaki alacağı için de önümüzdeki hafta icradan satış kararı aldırması bekleniyor.

Paralarını alamayan DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası’na üye işçiler, aylardır üretimin yapılmadığı fabrikada nöbet tutuyor.

ARSA SATIŞA KONULDU

Pancar Motor için sonunu başlangıcı geçtiğimiz Ekim ayında alınan mahkeme kararı oldu. Fabrikanın üzerinde kurulu olduğu 44 dönümlük arazinin sahibi Kayseri Şeker Fabrikası. Kayseri Şeker, biriken kira alacaklarını tahsil edemeyince Mahkeme kararı ile fabrikanın tahliyesini istedi. “Satılık Arsa” tabelası konulan fabrika arsasının 300 milyon TL değerinde olduğu ifade ediliyor.

Bölgedeki emlakçılar, fabrika arsası için büyük ölçekli gayrimenkul şirketlerinin ilgilendiğini bildirdi.

İLK KRİZİ 2001′DE YAŞADI

Fabrikanın adı 1964 yılında sermayedarların değişmesi ile Pancar Motor oldu. Ancak fabrika için ilk zorlu süreç 2001 Krizi sonrası başladı.

İlk krizi atlatan Pancar Motor asıl krizi 2009 sonrası yaşadı. Ürünlerinin yüzde 80′ini tarım, yüzde 20′sini küçük balıkçı tekneleri pazarına satan Pancar Motor özellikle Çin’in çok ucuz ürünlerle Türkiye pazarına girmesinden sonra zor günler yaşamaya başladı.

Şirket çok dayanıklı ürünleri olmasına rağmen rakiplerine göre pahalı kaldığı için rekabet edemez hale gelirken, maaş, prim borcu ve kendi arazisinin kirasını ödeyemeyecek duruma düştü. Özellikle Anadolu’da çok büyük bir marka bilinirliği ve sadakati olan Pancar Motor’un toplam borcu ise 7 milyon TL civarında. Pancar Motor’da geçen süreç içinde toplamda 600 bin motor üretildiği açıklanmıştı.

Şanlıurfa’da ‘Haydi Çocuklar Camiye’ kampanyası

  Kentin plaka kodundan yola çıkılarak 63 gün süreceği açıklanan kampanya kapsamında, camide 5 vakit namaz kılan öğrencilere laptop bilgisayar, futbol topu, bisiklet gibi hediyeler verileceği bildirildi. 2 gün önce başlatılan kampanyaya kayıt yaptıran 165 çocuk, ödül kazanmak için ezan okunmasıyla birlikte camiye koşuyor.

Veysel Karani Mahallesi’nde bulunan Özlek Cami cemaati tarafından, çocukların namaz kılma alışkanlığı kazanması ve ibadete yönelmelerinin teşvik edilmesi amacıyla 63 gün sürecek ’Haydi Çocuklar Camiye’ kampanyası başlattı. ’Namazını camide kıl, puanları topla, ödülü kap’ sloganı ile başlatılan ve el ilanlarıyla duyurulan kampanyaya mahallede oturan 165 çocuk kayıt yaptırdı. İsimleri cami girişindeki listeye asılan çocuklar, 22 Haziran’da sona erecek kampanya süresince topladıkları puana göre; laptop bilgisayar, bisiklet, müzik çalar, müzik kutusu, zeka küpü, futbol topu gibi ödüller kazanacak.

EZAN OKUNUNCA CAMİYE KOŞUYOR

2 gün önce başlayan kampanyaya katılan ve ödül kazanmanın heyecanını yaşayan çocuklar, ezan okunmasıyla birlikte camiye koşuyor. Abdest alıp, camide namaz kılan çocuklar, hem ibadet etmeyi öğrendiklerini hem de ödül kazanacak oldukları için mutlu olduklarını söyledi. Namaz kılmaya gelen cami cemaati mahalle sakinleri, uygulamanın daha önce farklı kentlerde yapıldığını belirterek, “Biz de mahallemizde böyle bir kampanya yapmayı kararlaştırdık. Çocuklarımız bu kampanya ile hem camiyi seviyor, hem ibadet yapmayı öğreniyor” dedi.

Öte yandan, uygulamaya ilişkin haber yapan gazetecilere, namaz kılmak için camiye gelen bazı vatandaşlar tepki gösterdi. Konuya ilişkin gazetecilerin telefonla ulaştığı Şanlıurfa Müftüsü Ramazan Tahiroğlu, kampanyanın kendilerinin dışında düzenlendiğini söyledi.

Deniz feneri Gönüllülerinden açıklama

Deniz Feneri Gönüllüleri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Deniz Feneri Derneği’ne karşı yürütülen uluslararası linç operasyonunun savcılığın takipsizlik kararı ile son bulduğuna vurgu yapıldı.

Basın açıklaması:

Almanya Deniz Feneri e.V isimli kuruluş hakkında Almanya’da 2007 yılında başlayan hukuki süreçle bağlantılı olarak, 2008 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından DENİZ FENERİ adıyla başlatılan soruşturma 09.04.2012 tarihi itibariyle, Türkiye Deniz Feneri Derneği’nin tüm yetkilileri hakkında verilen takipsizlik kararı ile sonuçlanmıştır.

Deniz Feneri Derneği hakkında verilen takipsizlik kararı, hayırseverlerimizin emanetlerinin, kılına bile bir zarar gelmeden korunduğunu bir kez daha ortaya koymuş, ileri sürülen tüm iddiaların bir iftiradan ibaret olduğu Savcılık kararı ile tespit edilmiştir.

Deniz Feneri olayı, Almanya’da planlanıp başlatılan ve Türkiye’de bazı siyasi çevrelerin, kimi medya gruplarının ve derin yapılanmaların çok amaçlı olarak sahneye koyduğu uluslar arası bir operasyondur.

Deniz Feneri üzerinden yürütülen bu linç kampanyası bazı siyasi hesaplaşmalara malzeme yapılmış, toplumda güvensizlik ortamı oluşturmak ve ülkemizde hızla gelişen sivil toplum kuruluşlarının önünü kesmek için fırsat bilinmiştir. Diğer taraftan bu konu, yurt dışında etkin rol oynayan insani yardım kuruluşlarımızın itibarsızlaştırılarak güç kaybetmeleri yönünde kullanılmıştır. 

Bu süreçte Deniz Feneri konusu, planlı olarak defalarca medyanın ve TBMM’nin gündemine taşınmış; bilinçli bir karalama kampanyası yürütülerek, toplumların en önemli dinamiklerinden olan yardımlaşma ve dayanışma anlayışına ciddi anlamda zarar verilmiştir.

Şanlıurfa gönüllüleri olarak biliyoruz ki daha önceleri Şanlıurfa ya Ayda 2 tır yardım gelirken bu karalama kampanyasından sonra bu yardımlar durma noktasına gelmiştir. Dolayısıyle yardım alan aileler daha da mağdur duruma düşmüştür. 

İyiliği yaşatmak isteyenlerle, iyiliği yok etmek isteyenlerin mücadelesi kıyamete kadar sürecektir. Sorumluluk sahibi kişilere düşen, özellikle dış kaynaklı bu tür iddiaların gerçek yüzünü araştırmak; doğru sonuca ulaşıncaya kadar zalimin zulmüne yardımcı olacak her türlü söz, fiil ve davranıştan kaçınmaktır.

Doğru bilgiye sahip olmadan, şahsi husumetlerinden dolayı mağduriyetimizden kendilerine çıkar elde etmek isteyenleri halkımızın vicdanına ve ilahi adalete havale ediyoruz.

İyiliğe sahip çıkanlar, en az hayra mani olanlar kadar azimli, kararlı ve sabırlı olmalılar ki, toplumda iyilikler yaşayabilsin. 

Deniz Feneri, hayırseverlerimizin merhametinin eseridir. Onların destekleriyle, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dünyanın dört bir yanındaki mazlum ve mağdurlar için iyilik yolculuğumuz devam edecektir.

Geçen beş yılda yaşadığımız bütün olumsuzluklara rağmen, hayırseverlerimizin emanetlerinin iyilik köprüsü olan Deniz Feneri Derneği, yılmadan, usanmadan, sabır ve kararlılıkla Türkiye genelinde ve yurtdışında başta Somali, Pakistan ve Filistin olmak üzere gönlü kırık insanların yaralarını sarmayı sürdürüyor.

Yaşadığımız zorlu süreçte, iyiliği yaşatma mücadelemize destek veren ve bizleri yalnız bırakmayan bağışçılarımıza, gönüllülerimize, kanaat önderlerine ve Sivil Toplum Kuruluşlarımıza,güzide basınımıza ve Şanlıurfa’lı hemşerilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. 

Şanlıurfa deniz feneri Gönüllüleri adına

Veysel Polat

İsrail’e Doğal Gaz Darbesi

Mısır-İsrail ilişkileri bir darbe daha aldı. Mısır, doğal gaz ihtiyacının yüzde 43′ünü kendisinden karşılayan İsrail ile imzaladığı doğal gaz sevkiyatı antlaşmasını feshetti.

Mısır Doğal Gaz Şirketi (EGAS) yaptığı açıklamada, İsrail’in 2005 yılından bu yana yürürlükte olan antlaşmaya aykırı davrandığı gerekçesiyle sevkiyatın sona erdiğini duyurdu.

Mısır, doğal gaz boru hattının art arda sabotajlara hedef olması nedeniyle sevkiyatın darbe aldığını ve bu nedenle bu kararın alındığını açıkladı. Hüsnü Mübarek’in 2011 şubat ayında devrilmesinden bu yana boru hattının 14 saldırıya hedef olduğu belirtiliyor.

İsrail ise Mısır’ın aldığı kararın iki ülke arasında 1979′da imzalanan barış antlaşmasına zarar verdiğini belirtti. İsrail Maliye Bakanı Yuval Steinitz, Mısır’ın tek taraflı olarak ilan ettiği kararın siyasi ve ekonomik açıdan kaygı verici olduğunu vurguladı.

İsrail’e doğal gaz sevkiyatı antlaşması, Mısır’ın eski devlet başkanı Hüsnü Mübarek döneminde imzalanmış, ancak son aylarda doğal gaz fiyatlarının çok düşük olması nedeniyle itirazlar yükselmeye başlamıştı. İsrail enerji ihtiyacının yüzde 40′ını doğal gazdan karşılarken, gazın yüzde 43′ünü Mısır’dan tedarik ediyor.

Süs bitkilerine dikkat!

   Süs için ekilen bazı bitkiler ve bazı ağaçların bilinmeyen zararlı yönleri var.

   Anadolu Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Yücel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı zehirli bitkilerin kentsel ve kırsal alanlarda insanlar üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu söyledi.

   Bazı bitkilerdeki zehirli maddenin sindirim, deri, solunum ve kan yoluyla insana bulaşabileceğini ifade eden Prof. Dr. Yücel, şöyle konuştu:

”Kentsel alanda birçok süs bitkisi var. Bu bitkiler estetik anlamda kent hayatına çok önemli katkılar sağlıyor. Ancak bazı bitkilerin olumsuz yönleri de var. Geri dönüşü olmayacak, ölümlere kadar gidebilen bitki kaynaklı zehirlerin varlığını biliyoruz. At kestanesi çok güzel bir ağaçtır. At kestanesinin meyveleri yendiğinde kas zayıflığı ve hatta felce kadar giden zehirlenmeye neden olabilir. Aynı zamanda at kestanesinin meyveleri cilt bakımında da kullanılır, faydası vardır. Ancak kullanmasını bilmek gerekir. Ceviz ağacı altında uyuyan koyunların öldüğüne dair literatürde bilgiler var. Burada dikkati çekmek istediğim, ceviz ağacını yatak odamızın yanına dikmemeliyiz. Çünkü yapraklarının salgıladığı gaz insan ve hayvan hayatını olumsuz etkiler. Ceviz ağacını insanların yoğun kullanmadığı alanlara dikmek gerekir.”

-”Bitkilerin zararlarını bilmek gerekir”-

Prof. Dr. Yücel, baş ağrısı, kusma, denge kayıpları halsizlik ve baş dönmesinin zehirlenmenin önemli belirtileri olduğunu anlatarak, zehirlenme durumunda en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gerektiğini bildirdi.

Kentsel alanlarda süs bitkisi olarak kullanılan ”pelin otu, loğusa otu, pembe trompet, şimşir, şebboy, kasımpatı, gelin duvağı, kauçuk, lale ve siklemen” gibi çiçeklerin meyve ve yumrularının zehirli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yücel, ”Baldıran, bir süs bitkisidir. Yaprakları maydanoza çok benzer. Kütahya’da geçen haftalarda baldıran yiyen 7 çocuk zehirlendi ve komaya girdi. Toplumun bu konuda bilgilendirilmesi lazım” dedi.

Prof. Dr. Yücel, şunları kaydetti:

”Yılan yastığı harika bir süs bitkisidir. Ama tüm organları zehirlidir. Meyveleri kırmızı renktedir, yendiği zaman öncelikli olarak ağız ve dudaklarda şişmeye neden olur daha fazlasında ölüme kadar sonuçlanır. Dolayısıyla çocuk oyun bahçeleri ve zihinsel engellilerin kullandığı bahçe ve parklarda kritik bitkilerin kullanılmaması gerekir. Bu tür alanlarda seçilecek bitkilere özen göstermek gerekir. Çocuklar bitkinin meyvesini kırmızı gördüğü için tatlı sanarak yiyor. Hanımeli, harika bir süs bitkisidir. Çok küçük, boncuk gibi kırmızı renkte meyveleri vardır. işte o meyveler zehirlidir. Parklarımızda en fazla kullanılan akasya bitkisinin bütün organları zehirlidir. Çiçekleri dahi zehirlidir. Meşenin palamudu bol miktarda tanen içerir, çiğ yendiği takdirde zehirlenmeye yol açar. Bunu topluma anlatmamız gerekir.”

-”Botanik bahçeleriyle bitkileri öğretmek gerekir”-

Kent içinde bitki yetiştiriciliğinin son derece uzmanlık isteyen bir iş olduğunu anlatan Prof. Dr. Yücel, şöyle devam etti:

”Bitkilerin bütün olumlu ve olumsuz yönleri alt alta sıralanarak, bunlar arasından ekosistemin de izin verdiği en uygun bitkilerin seçilmesi gerekir. Bunlar mahallelere göre bile değişir. Bunun için iyi bir ekoloji bilgisine ihtiyaç vardır. Çünkü her bitkiyi her herde yetiştiremezsiniz. Ayrıca zehirli ve alerji etkisinin bilinmesi gerekir. Bitkiler zararlı değildir ama bunun kullanmasını bilmezsek zarar verir. Bitkiler alemiyle ilgili konuların insanlara anlatılması gerekir. Bunun için en ideal yer ise botanik bahçeleridir. Botanik bahçeleriyle bitkilerin adını, faydalı ve zararlı yönlerini etiketlerle üzerine koyup belirtebiliriz.”