İsmailağa Soruşturması dava bile ol(a)madı!

Milli Gazete yazarı Araştırmacı Yazar Davut Şahin İsmailağa’daki cinayetlere değiniyor ve çok önemli tesbitler yapıyor:

Öldürülen Agos Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Sahibi Hrant Dink davası karara bağlandı. “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 18 sanığın hepsine “beraat…” Yanlış okumadınız, beraatine hükmedildi. Yasin Hayal’e ise “cinayete azmettirmek”ten ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi.
Mahkeme cinayetleri “terör örgütü faaliyeti” olarak görmüyor. Çünkü “delil” yokmuş.
Yasin Hayal ise Ergenekon örgütüyle bağlantılı olduğu ve örgüt üyesi şahıslarla ilişkisi olduğu iddialarını yalanlarken mahkeme heyetine meydan okumayı ihmal etmiyor. Kendisinin kalemini kıracak bir delikanlı aradığını yüzlerine haykırıyor.

Bir başka tutuklu sanık Erhan Tuncel ise “adam öldürmeye azmettirme suçlaması”ndan berat etti. Sadece bombalama eylemine ilişkin 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış. Tuncel ise, tutuklu bulunduğu süre dikkate alınarak tahliye edildi.
Kuşkusuz bu meselede en çok “örgüt üyesi olmak” suçundan ceza verilmemesi kafaları karıştırdı. Davanın 20′inci duruşmasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı “örgüt bağlantısına dikkat çekmesine” rağmen sanıkların hiçbirinin “örgüt üyesi olmak” suçundan ceza almaması çok garip geldi doğrusu.
Kimi “vahim bir gelişme” olarak nitelerken, kimi tepkiler de “Ergenekon’un yaşadığının belgesidir” denilerek tepki gösteriliyor.
Öyle ya da böyle. Bu karar daha çok su götürecek gibi görünüyor.
***
Hani hep söyleniyor ya, Hrant Dink’in katilleri yakalandı, yargılanıyor ve gereken cezayı alacak. Sonuç ortada.
Peki, İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden Bayram Ali Öztürk ve Hızır Ali Muratoğlu’nun şehit edilmesiyle ilgili soruşturma ne oldu?
Biliyorsunuz, Hızır Ali Muratoğlu, 17 Mayıs 1998 tarihinde, Bayram Ali Öztürk ise 3 Eylül 2006 tarihinde hunharca katledildilmişti.
Toplum, olayları yirmi günde unutur derler… Ancak biz yıllar geçmesine rağmen, zihnimizi tazelemek istiyoruz.
Ben daha önce hatırlattığım bir konuya gelmek istiyorum. Ergenekon Terör Örgütü üyesi iddiasıyla tutuklanan İstanbul Emniyet Müdürlüğü eski Organize Suçlarla Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ın sözleri vardı. Daha doğrusu
Ergenekon soruşturma kapsamında el konulan ajandasında, “Mahmut Hoca’nın damadını, Sedat Peker öldürdü” ifadeleri yer alıyordu. Bu iddialar, Ergenekon soruşturma kapsamında hazırlanan 2. iddianamenin delil klasörlerinde yer almıştı.
Peki sonuç ne oldu?
***
Yine biliyorsunuz; Bayram Ali Öztürk şehit edilirken, katilinin de oracıkta öldürüldüğü haberini hatırlarsınız.
Evet, soruşturma başlatıldı. Hem de Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasına bakan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından… Hatırlayabildiğim kadarıyla bir kişi tutuklanmıştı. Bu kişinin “birinci dereceden şüpheli” sıfatıyla ifadesi alındı.
Yanı sıra bazı Ergenekon sanıklarının Hızır Ali Muratoğlu ve Bayram Ali Öztürk’ün hunharca katledildiği günlerde telefonlarının İsmailağa ve çevresinde sinyal verdiğinin belirlendiğini gazetelerden okumuştuk.
Güya sorgulamada, Balat’ta bulunan Patrikhane’nin Çarşamba’daki İsmailağa cemaatinden rahatsız olduğunu, cemaatin yok edilmesi için Ergenekon’a müracaat ettiğini, iki değerli hocanın da bu talep doğrultusunda öldürüldüğü söylenmişti.
***
“Birinci dereceden şüpheli”nin söz konusu tarihlerde İsmailağa ve çevresinde olduğunu kabul etmiş, hatta, Ergenekon Terör Örgütü’nün silahlı eğitim yaptığı yerleri, cemaate sızma girişimlerini ve iki şehitin arkasındaki kişileri açıklamış, olayın arkasında “Atakurtlar Cumhuriyet Ordusu”nun olduğunu ileri sürmüştü.
Ne yazık ki, bu kadar “bilgi”ye rağmen, soruşturma “dava”ya dönüşmedi.
Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nın, Bayram Ali Öztürk’ün şehit edildiği tarihte İsmailağa Camii’nde sabah namazının ardından cemaate vaaz ederken bıçaklanarak şehit edilmesinin ardından başlattığı soruşturma davaya dönüşmeyince, teknik takip kayıtlarının ve belgelerinin eksik iletildiği ortaya çıkmış.
Dolayısıyla, cinayet önceki kimlerle konuştuğu ve kimlerden emir aldığına yönelik telefon kayıtları incelenmedi.
Dolayısıyla, cinayetin işlendiği İsmailağa Camii’nin çevresindeki dükkan ve Çarşamba Karakolu’nun güvenlik kamera kayıtlarına el konulmadı. “Birinci dereceden şüpheli kişi”nin eşinin dahi ifadesi alınmadı.
***
Halbuki, işlenen cinayet sıradan ve basit bir eylem değildi. Mesela Bayram Ali Öztürk’e saplanan bıçağın iki kaburga arasından geçecek şekilde 180 derece açıyla yatay ve çok profesyonelce saplandığı tesbit edilmesine rağmen, “Birinci derecede şüpheli” kişi “meczup” ilan edildi ve dosya kapatıldı.
***
Hrant Dink cinayetinin belli bir merhaleye gelmesi bile sevindirici! Gelen tepkilere bakılırsa Avrupa Birliği bile Dink kararına tepki göstererek, “Üst düzey görevlilerle ilgili de soruşturma yapılsın” talebinde bulunuyor.
Peki, benim şehitlerim ne olacak?
Onlarla ilgili ne bir kamuoyu oluşturuldu, ne Avrupa Birliği sessizliğini bozdu ve ne de konu tam aydınlatılabildi?
Derin cinayetlerde benim şehitlerim bile bir garip!

2 thoughts on “İsmailağa Soruşturması dava bile ol(a)madı!

  1. İşte bu haberler kimler tarafından yönetildiğimizin birer karinesidir. Gözlerini aç artık ey yurttaş. Ne uğruna ne canlar verdik. Üstümüze büyük oyunlar oynanıyor.

  2. Bizim hesabimizi herhalde sadece Allah (cc) görecek?
    Cok mu sessiz toplumuz diye düsünüyorum.
    Dink icin 5 senedir neredeyse bütün ülkeyi katil ilan edeceklerdi, bizim sehitlerimizin dosyalarinin da(herhalde bizimde)üzerimizde ölü topragi serpimis.
    Onlar birlik olup bagiriyorlar,ya biz???????????????????????????

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s