Mikrobu ilk keşfeden bir tarikat şeyhidir: AKŞEMSEDDİN

Mikrobu keşfeden ve İstanbul’un manevi Fatihi kabul edilen Akşemseddin Hazretleri, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlernin de mürididir. Yani bir tarikat şeyhi, bir dervişdir. Bunu iyi anlamak gerekir. Tasavvuf, ilim ve bilime teşvik eden ayrıca cihat şuurunu veren bir sistemdir.

Akşemsettin’in bu keşfi mikroskobun icadından yıllar öncedir. Batıda mikrop konusunu ilk kez gündeme getiren İtalyan bilim adamı Fracastora ise Akşemsettin’den yaklaşık yüzyıl kadar sonra yaşamıştır. 

Asıl adı Mehmet bin Hamza olan daha çok İstanbul’un fethinde ki manevi katkıları ile tanınan Akşemsettin dünya tarihinde ilk kez mikrobun varlığından bahseden kişi olmuştur. O mikrobu tohum olarak tanımlamıştır.

Akşemsettin’in baba tarafından soyu Hz. Ebubekir’e kadar çıkarılmaktadır. Büyük dedeleri içerisinde ünlü mutasavvıflardan Şeyh Sühreverdi’nin de bulunduğu iddia edilmektedir. Kaynaklarda çoğunlukla 1390 Şam doğumlu olduğundan bahsedilir. Bazıları ise onun Osmancık doğumlu olduğu hatta annesinin Osmancıklı olduğunu ileri sürerler. Babası Şeyh Hamza şimdiki Samsun Kavak ilçesinde uzun süre ilmi faaliyetlerde bulunmuştur. İlk eğitimini ailesinden alan Akşemsettin Amasya medreselerinde dini ilimler konusunda ve tıp alanında iyi bir eğitim almıştır. Bu eğitim sonrasında ilk olarak Osmancık’ta 26-27 yaşlarında müderrislik görevinde bulundu.

Osmancık Akşemsettin Medresesi, Akşemsettin ilk olarak burada müderrislik yapmıştır.Günümüzde cami olarak kullanılmaktadır.

Tasavvufi bir arayış içerisine giren Akşemsettin Horasan ve Suriye’yi dolaşır sonunda aradığını Ankara’da bulur. Onu bu konuda yetiştirecek kişi Hacı Bayram Veli’den başkası değildir. Akşemsettin kesinlikle şöhretten hoşlanmaz ve şöhretin kontrol altına almaya çalıştığı nefsini beslemesinden endişe ederdi. Bu düşünce nedeniyle Hacı Bayram Veli’nin kendisini görevlendirdiği Beypazarı’nda fazla ün yaptığını düşünerek İskilibin en ücra köylerinden Evliğe gelir ve yerleşir. Oradan da aynı nedenle ayrılır ve Göynük’e yerleşir.

Hacı Bayram Veli tarafından kendisine Akşemsettin adı verilmiş ve yine saray çevresi ile onun aracılığı ile tanışmıştır. Hacı Bayram Veli’nin son nefesinde yanında bulunmuş ve onun defin işlemlerini vasiyetine uygun olarak bizzat gerçekleştirmiştir.

Akşemsettin daha çok dini ve hatta tasavvufi yönü ile tanınmıştır. Fakat o aynı zamanda zamanın en iyi hekimlerinden birisidir. Hiç kimsenin iyileştiremediği Kazasker Çandarlıoğlu Süleyman Çelebi’yi hazırladığı ilaç ile iyileştirmişti. Ayrıca rahatsızlanan Fatih’in kızını da tedavi ettiği kaynaklarda yer alan bilgiler arasındadır.

Dini eserlerinin yanında tıp alanında da önemli eserler kaleme almıştır. Bu konuda en önemli eseri Maddet’ül Hayat’tır. Onun bu eserinde şu cümlesinden tıp tarihinde büyük bir keşfede imza attığını anlıyoruz: ”Bütün hastalıkların çeşitli tipleri, bitki ve hayvanlarda olduğu gibi tohumları ve asılları vardır.” Akşemsettin’in burada tohum olarak adlandırdığı hastalığa yol açan nesnenin mikroptan başka bir şey olmadığını anlıyoruz. Nitekim mikrop üzerine çalışmaları ile yakından tanınan Fransız bilim adamı Pasteur’da mikrobu dörtyüz yıl sonra kendi dilinde tohum olarak tanımlayacaktı.

Akşemsettin’in bu keşfi mikroskobun icadında yıllar öncedir. Batıda mikrop konusunu ilk kez gündeme getiren İtalyan bilim adamı Fracastora ise Akşemsettin’den yaklaşık yüzyıl kadar sonra yaşamıştır.

Şöhret, mevki ve mal gibi dünyevi ihtiraslardan nefsini korumak için her zaman uzak köşelerde yaşamayı tercih eden Akşemsettin, Fatih’in İstanbul’un fethinden sonraki tekliflerinden uzak durarak yine Göynük’te yaşamayı tercih etti. Yaşadığı dönemde ”Ruhların Hekimi” ve ”Bedenlerin Hekimi” olarak adlandırılan Akşemsettin 15 Aralık 1459 tarihinde Göynük’te vefat etti.

Kaynak:1)Akşemsettin’de Bazı Tasavvufi Kavramlar-I, Prof. Dr. Ethem CEBECİOGLU, http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/756/9636.pdf2) Bilimin Işığında Osmanlıdan Cumhuriyete Tıp ve Sağlık Kurumları, Prof.Dr. Esin Kahya Prof.Dr.Ayşegül D.Erdemir, TDV. 20003) İslam’da Bilim Ve Teknoloji Tarihi, Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, TDV 2009*Osmancık Akşemsettin Camii (Medresesi) http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=168696
About these ads

3 responses

  1. İhsan Pişmiş | Cevapla

    Tarikat ve şeyh düşmanları iyi okusun

  2. MEVLA TEALA’ya ne kadar şükretsem azdır.anlatılamayacak kadar soğuk bir sabah namazı kılmaya gitmiştik.göynüğe. namazdan sonra ELHAMDULİLLAH nasib eyledi MEVLA
    o güzel dostunun ziyaretinde bulunmayı bizlere.TÜRBE-İ ŞERİFİN’deki manevi hava ALLAH’HU EKBER…anlatılmaz yaşanır.o maneviyatı anlayabilmek yaşaya bilmek nasib olurmu acaba her kula.EHLİSÜNNET VEL CEMAAT yolunda(itikadında)ise insan hele birde EFENDİ HAZRETLERİ
    gibi bir MÜRŞİDİ KAMİL’ i varsa nasib olur Bİ İZNİLLAH…

    1. osman karataş | Cevapla

      Bizlerede nasip olur İNŞAALLAH.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: